16.06.2026
Uluslararası ticari ilişkilerde en önemli sorulardan biri şudur: Bir uyuşmazlık bir ülkede çözümlenmiş, bir hakem kararı verilmiş, ancak bu kararın başka bir ülkede icra edilmesi gerekiyorsa ne olur? 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında Sözleşme, yaygın adıyla New York Sözleşmesi, tam da bu soruya cevap vermektedir.
Bugün Sözleşme, uluslararası ticari tahkimin temel taşlarından biri olarak kabul edilmektedir; çünkü bir Devlette verilen hakem kararının başka bir Devlette yalnızca sınırlı ve kesin olarak belirlenmiş sebeplerle tanınmasını ve icra edilmesini sağlayan hukuki bir mekanizma kurmaktadır. Sözleşmenin temel ilkelerinden biri Madde III'te yer almaktadır. Buna göre her Akit Devlet, hakem kararlarını bağlayıcı olarak tanımak ve kararın tanınması ve icrasının talep edildiği Devletin usul kuralları ile Sözleşmenin ilgili hükümleri uyarınca icrasını sağlamakla yükümlüdür. Ayrıca, Sözleşmenin uygulandığı kararlar bakımından, yerli hakem kararlarının tanınması ve icrasına ilişkin olarak uygulananlardan esaslı ölçüde daha ağır koşullar veya daha yüksek harç ve masraflar öngörülemez.[1]
New York Sözleşmesi Nasıl Ortaya Çıktı?
Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında Sözleşme (1958), yaygın adıyla New York Sözleşmesi, uluslararası ticari tahkimin temel taşlarından biridir. Cenevre Sözleşmesi ile ilgili Protokolün gözden geçirilmesi ve o dönemde yürürlükte olan düzenleyici çerçevede tespit edilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla, Uluslararası Ticaret Odası 1953 yılında Paris'te New York Sözleşmesinin ilk taslağını hazırlamış ve Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyine sunmuştur. Konsey tarafından revize edilen metin daha sonra 1958 yılında New York'ta düzenlenen ve 45 Devlet delegasyonunun katıldığı konferansa sunulmuştur. New York Sözleşmesinin nihai metni bu konferansta kabul edilmiştir. Sözleşme 7 Haziran 1959 tarihinde yürürlüğe girmiştir.[2]
Gürcistan, New York Sözleşmesine 2 Haziran 1994 tarihinde katılmış; Sözleşme Gürcistan bakımından 31 Ağustos 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir.[3] Buna göre Gürcistan, New York Sözleşmesine taraf bir Akit Devlettir. Bu da yabancı hakem kararlarının Gürcistan'da tanınması ve icrasının hem Sözleşme hem de iç hukuk temelinde gerçekleştirildiği anlamına gelir. Bu bakımdan Gürcistan Tahkim Kanunu özel önem taşımaktadır: Kanunun 44. maddesi hakem kararlarının tanınması ve icrası usulünü düzenlerken, 45. maddesi bu tanıma ve icranın reddi sebeplerini ortaya koymaktadır. Gürcü yargı uygulaması da yabancı hakem kararlarının tanınması ve icrasına ilişkin konularda Yüksek Mahkemenin New York Sözleşmesini Gürcistan Tahkim Kanunu ile birlikte uyguladığını teyit etmektedir. Örneğin 2025 tarihli kararında Mahkeme, Sözleşmenin III, IV ve V. maddelerine açıkça atıfta bulunmuş ve Gürcistan Tahkim Kanunu'nun 45. maddesinde öngörülen ret sebeplerinin Sözleşmenin V. maddesinden kaynaklandığını açıklamıştır.[4]
Bu Sözleşme İş Dünyası İçin Neden Özellikle Önemlidir?
New York Sözleşmesinin pratik önemi, özellikle uluslararası iş dünyası ve yatırım alanında belirginleşmektedir. Şirketler ve yatırımcılar farklı yargı çevrelerinde faaliyet gösterdiklerinde, bir uyuşmazlık halinde verilecek hakem kararının gerçekten icra edilebilir olduğunu önceden bilmeleri onlar için hayati önem taşır.
Sözleşmenin sağladığı şey tam da budur: Bir hakem kararı bir Devlette verildiğinde, Sözleşmede öngörülen belirli ret sebepleri bulunmadıkça, bu kararın tanınması ve icrası başka bir Devlette de talep edilebilir.
Bu nedenle New York Sözleşmesi yalnızca hukuki bir araç değil, uluslararası ticaret ve yatırıma duyulan güvenin başlıca güvencelerinden biridir.
New York Sözleşmesinin pratik etkinliği, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve icrasına ilişkin rejimle karşılaştırıldığında daha da belirgin hale gelmektedir. Hakem kararlarından farklı olarak, yabancı mahkeme kararları henüz New York Sözleşmesiyle kapsam ve küresel erişim bakımından karşılaştırılabilecek tek ve evrensel bir uluslararası araçla desteklenmemektedir. Mahkeme kararlarının tanınması ve icrası alanında, 2005 tarihli Yetki Anlaşmalarına İlişkin Lahey Sözleşmesi[5] ve 2019 tarihli Medeni veya Ticari Konularda Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında Lahey Sözleşmesi[6] dahil olmak üzere bazı uluslararası mekanizmalar mevcut olsa da, ne maddi kapsamları ne de katılan Devlet sayısı New York Sözleşmesine yaklaşmaktadır.[7] Bu durum Sözleşmenin istisnai önemini daha da vurgulamaktadır: Sözleşme, hakem kararlarına, mahkeme kararları bakımından henüz benzer ölçekte eşdeğer bir mekanizması bulunmayan bir uluslararası icra edilebilirlik düzeyi kazandırmıştır.
Sözleşmenin Temel Amacı
New York Sözleşmesinin başlıca amacı, uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde tahkimi desteklemek ve güçlendirmek, böylece uluslararası ticaret ve yatırımı kolaylaştırmaktı.[8] Bu amaca ulaşmak için Sözleşme birkaç temel hedefe hizmet eder:
Sözleşme, dünya çapında uygulanabilir yeknesak bir kurallar sistemi oluşturarak yabancı hakem kararlarının farklı ülkelerde tanınmasını ve icrasını teşvik eder.[9]
Bir kararın icrası ne kadar kolay olursa, uluslararası ticari ilişkiler de o kadar öngörülebilir hale gelir. Sözleşme, küresel düzeyde uygulanan kurallar tesis eder ve Devletler arasındaki yaklaşım farklılıklarını azaltır.
Sözleşmenin temel amaçlarından biri yeknesaklığı sağlamaktı.[10] Özellikle, pratikte uygulanabilir ve hem hakem kararlarının hem de tahkim anlaşmalarının tanınması ve icrasını kolaylaştıracak etkili bir uluslararası hukuki çerçeve oluşturmayı hedeflemiştir.[11]
Bu bakımdan Sözleşmenin mahkemeler tarafından yeknesak biçimde yorumlanması özel önem taşır; zira bu uluslararası mekanizmanın ne kadar etkili işlediğini yargı uygulaması belirler. Diğer uluslararası antlaşmaların hazırlayıcıları gibi, Sözleşmenin hazırlayıcıları da tahkim anlaşmalarının ve hakem kararlarının icrası için yeknesak bir uluslararası hukuk standartları sistemi kurmayı amaçlamıştır. Born'un vardığı sonuca göre, New York Sözleşmesinin uluslararası ticari tahkim bakımından taşıdığı önem, Sözleşmenin mahkemeler tarafından yeknesak biçimde yorumlanması ihtiyacını daha da artırmaktadır.[12]
Bir Tahkim Anlaşması Varsa Mahkeme Neyi Değerlendirmelidir?
Taraflardan biri mahkemeye uyuşmazlığın hâlihazırda bir tahkim anlaşmasına tabi olduğunu bildirdiğinde, mahkemenin bu anlaşmanın geçerliliğini ve işler etkisini değerlendirmesi gerekebilir. Bu gibi durumlarda genellikle birkaç temel hususa dikkat edilir.
Mahkeme, uyuşmazlığın niteliği itibarıyla tahkime götürülebilecek bir uyuşmazlık olup olmadığını; başka bir ifadeyle taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığını değerlendirmelidir.
Tahkim anlaşması için kanunda öngörülen şekle uyulup uyulmadığı belirlenmelidir.
Tarafların uyuşmazlığı tahkime sunma konusunda gerçek ve uyumlu bir iradeye sahip olup olmadığının tespit edilmesi önemlidir.
Mahkeme, belirli tahkim anlaşmasının önüne getirilen uyuşmazlığı kapsayıp kapsamadığını belirlemelidir.
Anlaşmanın hükümsüz veya geçersiz olup olmadığı ya da objektif olarak uygulanmasının imkânsız bulunup bulunmadığı da değerlendirilmelidir.
Tahkim Anlaşmasının Geçerliliği Karinesi
Yukarıdaki hususlar değerlendirilirken, hem New York Sözleşmesinin hem de Gürcistan Tahkim Kanunu'nun tahkim anlaşmasının geçerliliği karinesine dayandığı yönündeki temel yaklaşım özel önem taşır.
Bu, kural olarak bir tahkim anlaşmasının, aksi ispat edilmedikçe, hem şekli hem de maddi hukuk açısından geçerli ve icra edilebilir kabul edildiği anlamına gelir. Özellikle, anlaşmanın aşağıdaki hallerden birinde olduğu gösterilmediği sürece işler olduğu kabul edilmelidir:[13]
Bu karine, tahkim anlaşmasına başlangıçtan itibaren işlerlik kazandırdığı ve uygun bir dayanak olmaksızın sorgulanması riskini azalttığı için önemli bir pratik değere sahiptir.
Uygulama Kapsamının Belirlenmesi Neden Bu Kadar Önemlidir?
Her çok taraflı uluslararası antlaşma bakımından, antlaşmanın hangi hallere uygulanacağını belirlemek özel önem taşır. New York Sözleşmesi açısından da uygulama kapsamına ilişkin hükümler merkezi bir yer tutar; çünkü Sözleşme yabancı hakem kararlarının tanınması ve icrasında yeknesaklık sağlamayı amaçlamaktadır.
Hangi yabancı hakem kararlarının Sözleşmenin icra rejimi kapsamına girdiğinin, hangilerinin girmediğinin belirlenebilmesi gerekir.
Madde I(1) Neyi Düzenler?
Sözleşmenin I(1). maddesi, tanıma ve icra rejiminin uygulanacağı hakem kararlarını belirler.[14]
Bu madde şu kararlara ilişkindir:
"Yabancılık" kriteri iki durumda mevcut olabilir:
Bu hüküm büyük pratik öneme sahiptir; çünkü belirli bir hakem kararının Sözleşme kapsamına girip girmediğini belirlemenin başlangıç noktasını oluşturur. Bir "hakem kararı" kavramının ve onun yabancı veya "yerli olmayan" niteliğinin doğru anlaşılması ve bu hususların uygulamada nasıl yorumlandığının bilinmesi önemlidir.
Madde I(2) Neyi Açıklığa Kavuşturur?
Madde I(2), "hakem kararları" teriminin neleri kapsadığını açıklığa kavuşturur.[15] Sözleşme uyarınca bu kavram, yalnızca belirli bir uyuşmazlık için atanmış hakemler tarafından verilen kararları değil, aynı zamanda sürekli tahkim organları tarafından verilen kararları da kapsar.
Tarihsel olarak bu hüküm bazı Devletlerin talebi üzerine Sözleşmeye dahil edilmiştir; ancak modern uygulamada bağımsız önemi nispeten sınırlıdır.
Madde I(3) Ne Öngörür?
Madde I(3), Akit Devletlerin belirli çekinceler yoluyla Sözleşmenin uygulama kapsamını sınırlamasına imkân tanır.[16] Madde I(3), her Akit Devlete, Sözleşmeyi imzalarken, onaylarken veya Sözleşmeye katılırken ya da Sözleşmenin uygulanmasının genişletildiğini bildirirken, Madde I(1)'de tanımlanan coğrafi ve konu bakımından uygulama kapsamını sınırlama hakkı verir.
Karşılıklılık Çekincesi
Bir Devlet, Sözleşmeyi yalnızca başka bir Akit Devletin ülkesinde verilmiş kararlar bakımından uygulayacağını beyan edebilir.
Ticari Çekince
Bir Devlet ayrıca Sözleşmenin yalnızca kendi milli hukukuna göre "ticari" sayılan hukuki ilişkilerden doğan uyuşmazlıklara uygulanacağını beyan edebilir.
Bazı Devletler bu çekincelerden gerçekten yararlanmıştır; ancak Akit Devlet sayısı arttıkça söz konusu çekincelerin pratik önemi giderek azalmıştır.[17]
Tahkim Usulü Bakımından Tarafların Anlaşmasına Öncelik Tanınması
Sözleşme, uluslararası tahkimde uygulanacak usulleri dolaylı biçimde de olsa ele almaktadır. Sözleşme temel bir fikri açıkça korur: Taraflar tahkimin nasıl yürütüleceğini kendileri belirleyebilir ve Devletler kural olarak bu seçimi tanımalıdır. Bu dolaylı destek, Sözleşmenin II. maddesi ile V(1)(d) maddesinde yansımasını bulur.[18]
Sözleşmenin II. maddesi uyuşmazlığın erken bir aşamasında, yani taraflardan en az birinin tahkim anlaşmasına tabi bir uyuşmazlığı buna rağmen Devlet mahkemesi önüne getirdiği durumda işler. II(1) ve II(3). maddelerin mantığı, mahkemenin tahkim anlaşmasını yalnızca "şeklen" tanımasını istemekle sınırlı değildir. Bu tanımanın pratik bir içeriği de vardır: Mahkeme, tarafları kendi kararlaştırdıkları çerçeve içinde tahkime yönlendirmelidir. Bu yalnızca uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözüleceğine dair anlaşmayı değil, tahkimin hangi usulle yürütüleceğine ilişkin anlaşmayı da kapsar; örneğin hangi kurallar altında, kaç hakemle, hangi kurumun idaresinde veya yargılamanın hangi biçimde yapılacağı gibi hususları içerir.
Sözleşme, tahkim sürecinin bütünlüğünü korumak amacıyla, Akit Devletlerin bu tür anlaşmalara etki tanımayı sınırlı ve istisnai hallerde reddetmesine izin verir. Bunun dışında ise tarafların usuli özerkliğini sınırlamaz.[19]
Bu fikir, tahkim sonrası aşamaya, yani bir hakem kararının tanınması ve icrasına ilişkin olan V(1)(d) maddesinde daha da açık biçimde görünür. Bu hükme göre, "hakem kurulunun oluşumu veya tahkim usulü tarafların anlaşmasına uygun değilse ya da böyle bir anlaşma yoksa tahkimin yapıldığı ülkenin hukukuna uygun değilse" kararın tanınması veya icrası reddedilebilir.
Madde II ile karşılaştırıldığında, Madde V(1)(d) tarafların tahkim usullerine ilişkin anlaşmasına daha da açık bir öncelik tanır ve tahkim yerinin hukukunu yalnızca tarafların usuli konularda anlaşmaya varmadığı hallerde uygulanacak ikincil veya tamamlayıcı bir mekanizma olarak ele alır.[20]
Bu iki hükmün birlikte okunması, Sözleşmenin yalnızca yabancı hakem kararlarının icrasına ilişkin bir araç olarak değil, aynı zamanda uluslararası tahkimin merkezi ilkelerinden biri olan tarafların usuli özerkliğini sistematik biçimde güçlendiren bir metin olarak anlaşılmasına imkân verir. Sözleşme taraflara hangi usulü seçmeleri gerektiğini dikte etmez; ancak yaptıkları seçimin hukuki önem taşıdığını ve kural olarak saygı görmesi gerektiğini açıkça ortaya koyar. Uluslararası tahkim usulünün yapısı üzerindeki dolaylı fakat son derece önemli etkisi tam da burada yatmaktadır.
New York Sözleşmesi, uluslararası ticari tahkim alanındaki en önemli hukuki belgelerden biridir. Önemi yalnızca yabancı hakem kararlarının tanınması ve icrasını kolaylaştırmasından kaynaklanmaz. Daha geniş anlamda Sözleşme, uluslararası ticaret ve yatırımın çok daha zor ve daha az öngörülebilir olacağı hukuki güveni yaratır.
Bu nedenle New York Sözleşmesi, tahkimin etkinliğini, uluslararası hukuki yeknesaklığı ve iş dünyasının pratik çıkarlarını bir araya getiren bir belge olmaya devam etmektedir.
[1] Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (New York, 10 Haziran 1958), Madde III
[2] Tsertsvadze, Giorgi, International Arbitration: A Comparative Analysis, Tiflis, 2008, s. 48.
[3] https://newyorkconvention1958.org/index.php?lvl=cmspage&pageid=11&menu=576&opac_view=-1
[4] Gürcistan Yüksek Mahkemesi Kararı, Dava No. ა-2962-შ-77-2025, 29 Eylül 2025
[5] 30 Haziran 2005 tarihli Yetki Anlaşmalarına İlişkin Sözleşme
[6] 2 Temmuz 2019 tarihli Medeni veya Ticari Konularda Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında Sözleşme
[7] Gilles Cuniberti, Signalling the Enforceability of the Forum’s Judgments Abroad, 56 Rivista di diritto internazionale privato e processuale, 2020, ss. 33, 36
[8] Born, Gary B., International Commercial Arbitration, Third Edition, Kluwer Law International B.V., Hollanda, 2021, Para. 1.04 [A] [1]
[9] A. van den Berg, The New York Arbitration Convention of 1958 1, 6, 54-55, 168-69, 262-63, 274, 357-58 (1981)
[10] Born, Gary B., International Commercial Arbitration, Third Edition, Kluwer Law International B.V., Hollanda, 2021, Para. 1.04 [A] [1] (c)
[11] Liebscher, Christoph, New York Convention: Convention on the Recognition and Enforcement of Foreign Arbitral Awards of 10 June 1958, Preliminary Remarks, in Wolff, Reinmar, ed. New York Convention: Convention on the Recognition and Enforcement of Foreign Arbitral Awards of 10 June 1958: Article-by-Article Commentary. 2nd ed. München; Baden-Baden; Oxford: Bloomsbury Publishing Plc, 2019, s. 4
[12] Born, Gary B., International Commercial Arbitration, Third Edition, Kluwer Law International B.V., Hollanda, 2021, Para. 1.04 [A] [1] (c)
[13] Yazarlar Grubu: Giorgi Kekenadze ve Sophio Tkemaladze, Guide to Arbitration for City (District) Court Judges (UNDP Georgia, 2017), s. 30.
[14] Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (New York, 10 Haziran 1958), Madde I(1)
[15] Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (New York, 10 Haziran 1958), Madde I(2)
[16] Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (New York, 10 Haziran 1958), Madde I(3)
[17] Ehle, Bernd, “Article I [Scope of Application]” in Wolff, Reinmar, ed. New York Convention: Convention on the Recognition and Enforcement of Foreign Arbitral Awards of 10 June 1958: Article-by-Article Commentary. 2nd ed. München; Baden-Baden; Oxford: Bloomsbury Publishing Plc, 2019, s. 28
[18] Born, Gary B., International Commercial Arbitration, Third Edition, Kluwer Law International B.V., Hollanda, 2021, Para. 1.04 [A] [1] (c) (iii)
[19] Born, Gary B., International Commercial Arbitration, Third Edition, Kluwer Law International B.V., Hollanda, 2021, Para. 1.04 [A] [1] (c) (iii)
[20] Born, Gary B., International Commercial Arbitration, Third Edition, Kluwer Law International B.V., Hollanda, 2021, Para. 1.04 [A] [1] (c) (iii)